Yazar Necati Naz Ve Yazar Furkan Naz İle Söyleşiler… 1-) Furkan Bey davetimizi kırmayıp röportaj yapmayı kabul ettiniz, hoş geldiniz. Öncelikle okurlarımıza kendinizden bahseder misiniz? Hoş bulduk. 29 yaşındayım, Elâzığ’da yaşıyorum. On iki yıldır baristalık yapıyorum. Bu hayatta yapmaktan keyif ve mutluluk duyduğum üç şey var. Bunlardan birincisi; kahve yapmak, ikincisi; kitap okumak, üçüncüsü;…
Yazar Necati Naz Ve Yazar Furkan Naz İle Söyleşiler…
1-) Furkan Bey davetimizi kırmayıp röportaj yapmayı kabul ettiniz, hoş geldiniz. Öncelikle okurlarımıza kendinizden bahseder misiniz?
Hoş bulduk. 29 yaşındayım, Elâzığ’da yaşıyorum. On iki yıldır baristalık yapıyorum. Bu hayatta yapmaktan keyif ve mutluluk duyduğum üç şey var. Bunlardan birincisi; kahve yapmak, ikincisi; kitap okumak, üçüncüsü; yazmak. Bu üç şey benim için birer hobiyken zamanla bir baktım hayatımın bir parçası olmuş. Şu an ise bana ait içeceklerim, bana ait kitaplarım ve bir kafe işletmem var. Kısaca zamanla hayalini kurduğum şeyleri gerçekleştirmiş normal sıradan bir kişiyim. Kendim için hayalleri olan ve hayalleri için yaşayan onları sırasıyla gerçekleştiren bir birey diyebilirim.
2-) Yazma süreciniz nasıl başladı?
Kitaplar hayatımın her döneminde vardı. Yeni dünyalar, yeni hayatlar keşfetmeyi çok seven bir insanım. Kitap okuyarak bunları gerçekleştirdim. En önemlisi de insanlarda arayıp da bulamadığım birçok şeyi kitaplarda buldum. Kitaplar benim en iyi yol arkadaşım diyebilirim. Ben hep bana ait bir şeylerin olması hayaliyle yaşayan bir insan olduğum için baristalığa yeni adım attığım dönemde neden bana ait bir kitap olmasın diye düşündüm. O zamanlar şefimin ve arkadaşlarımın desteğiyle yazmaya başladım. Zamanla “bir baristanın kahveyi sevdiği gibi sevdim seni” diyerek ilk eserim Kahverengi Bir Ateş adlı olan kahve ve aşktan bahsettiğim ilk kitabımı çıkarttım. Emin olun kitap yazmak kitap okumak kadar keyif ve mutluluk veren bir şey. İlk eserim çıkınca devamı zaten kendiliğinden geldi ve sırasıyla ilk Benim Acı Yazgım şimdi ise Elis Liya okuyucuyla buluştu.

3-) Yazarken neler hissediyorsunuz, size ilham olan şeyler neler, Türk edebiyatında idol olarak gördüğünüz yazarlar var mı?
Yazarken neler hissettiğimi size anlatamam ama ifade edebilirim. Ben bir şeyler yazdığım zaman kendimi hep başka bir dünyada buluyorum. Bu dünya benim hayal dünyam. Bir şeyler kurgulamak, olaylar zinciri yaratmak, yeni karakterler yaratmak, onlara hayat vermek kadar güzel bir şeyin gerçek dünyada olduğunu sanmıyorum. En önemlisi de oluşturmuş olduğum dünyada yaratmış olduğum karakterlerle her anı birlikte yaşamak mesela onlarla gülüp ağlamak gibi daha güzel bir şey bu hayatta görmedim. İlk kitabımı yazdığım zaman bana ilham olan en önemli şey kahve olmuştu. Ama genelde gerçek hayattan ilham alarak yazıyorum. Mesela bazen sokakta yürürken bile bir sokak çocuğunun bana iham olmuşluğu bile vardır. Türk edebiyatında idol gördüğüm birçok yazar var ama benim en çok sevdiğim idolüm Kahraman Tazeoğlu. Neden diye soracak olursanız ben duyguya ve hislere önem veren biriyim. Duygusal kişiliğimden dolayı kitaplarımda da duygu ve hissiyat her zaman en ön planda olmuştur. Bana göre yazarlara baktığımda duyguyu en güzel şekilde kâğıda döken ve bunu okuyucuya sunan, okuyucunun empati kurup o duyguyu bizzat kendisin yaşamasını sağlayan yazar Kahraman Tazeoğludur.
4-) Yazmış olduğunuz kitaplarınızın türü ve konusu nedir, içeriğinden bahseder misiniz?
Genelde hikâye ve öykü tarzı kitaplar yazıyorum. Konuları kitaplara göre değişiyor. Kahverengi Bir Ateş kitabımda “bir baristanın kahveyi sevdiği gibi sevdim seni” diyerek insan çok sevince kahveye bile âşık olabiliyormuş mesajı verdim. Benim Acı Yazgım kitabımda “aşk bir insanın ıslanabileceği en güzel yağmur” diyerek sonu acı bitse de aşkın yüce ve kutsal bir duygu olduğundan bahsettim. Elis Liya kitabımda da “insan yanmadan sönmüyormuş” diyerek sokak çocuklarına değinip onlara ses olmak istedim.
5-) Şu an çıkarmayı planladığınız başka bir kitap projeniz var mı, sizi okuyanlara spoiler vermek ister misiniz?
Şu an Elis Liya serisinin devam kitabını yazıyorum yakında okuyucuya sunacağım. Elis Liya 2 kitabında okuyucuyu birçok sürpriz bekliyor diyebilirim. Aslında sürprizden ziyade Elis Liya 2 ile birlikte kitabın amacına ulaşarak günlük hayatımızda film seyreder gibi hayatlarını seyredip görmezden gelip bir el uzatmadığımız sokak çocuklarına ses olacağıma ve onları görünür kılacağıma inanıyorum.
6-) Son olarak Türk gençlerine ve kitap tutkunu okurlara söylemek istediğiniz bir şey var mı?
Türk gençlerine hep hayalleri için yaşayan ve onları gerçekleştiren biri olarak; hayallerinin peşinden gitmelerini ve onları asla bırakmamalarını söyleyebilirim. Kitap tutkunlarına da hala okumaları gereken birçok kitabın kendilerini beklediklerini, kitapları asla bırakmamalarını söyleyebilirim. Yazar kardeşim Emrullah Naz’ında dediği gibi “kitap okumak özgün bir eğitimdir.”
———————————–
1-) Necati Bey davetimizi kırmayıp röportaj yapmayı kabul ettiniz, hoş geldiniz. Öncelikle okurlarımıza kendinizden bahseder misiniz?
Hoş bulduk. 57 yaşındayım. Elâzığ’da yaşıyorum. Mesleğim sıva ustasıyım. Aynı zamanda çiftçilik yapıyorum. İlkokul mezunuyum. Anlayacağınız özünde tam, saf bir ömür yaşıyorum. Fırsat buldukça kitap okuyan biriyim. Kitaplarla edebiyatla pek haşır neşir olduğum söylenmez. Ama şiir okumayı ve yazmayı çok seviyorum. Hayatımın büyük çoğunluğu köyde geçti. Köyde hayvancılık yaparken ekip biçerken hep halk ozanlarının türkülerini dinlerdim. O dönemin şairlerinin şiirlerini okurdum. Bunları yaparken de bulduğum her fırsatta kendi çapımda şiirler yazıp saklardım. Bugüne baktığımızda ise telkinle de olsa bir şiir kitabı çıkardım.
2-) Yazma süreciniz nasıl başladı?
Dediğim gibi kitaplarla edebiyatla pek haşır neşir olan bir insan değilim. 29 yıl önce kendi çapımda gençlik dönemimde hep mektuplar şiirler yazardım ve bunları saklardım. 2022 yılında oğlum ilk kitabını çıkardığı dönemde şiirlerimi kendisine okuttum. Benim şiir yazdığımı bilmediği için öncelikle bir şaşırdı. Sonra şiirlerimi alıp bende kalabilir mi dedi. Bende şiirlerimi kendisine verdim. Birkaç ay sonra oğlum tekrar geldi ve bana baba neden bu şiirleri bir kitap haline getirip sana da bir kitap çıkartmayalım dedi. İlk başta yok olmaz desem de oğlumun bu fikri beni bir yolculuğa sürükledi ve 30 yıl sonra tekrar yazmaya başladım ve bu yıl ilk şiir kitabımı çıkarttım.
3-) Yazarken neler hissediyorsunuz, size ilham olan şeyler neler, Türk edebiyatında idol olarak gördüğünüz yazarlar var mı?
Yazmak bana hissettirmekten ziyade rahatlatıyor desem daha doğru olur. Çünkü anlatamadıklarımı içim de yaşadıklarımı kâğıda dökerek dile getirmek bana iyi geliyor. Doğa ile baş başa kalınca içimdeki yazma iç güdüsü daha çok arttığında doğa ve sessiz sakin bir ortam bana ilham oluyor diyebilirim. İdol olarak gördüğüm bir yazar veya şair var diyemem çünkü hepsi benim için bir idol. Ağırlık olarak halk ozanlarını daha çok sevdiğimi söyleyebilirim.
4-) Yazmış olduğunuz kitabın türü ve konusu nedir, içeriğinden bahseder misiniz?
Ben şiir yazıyorum. Daha çok eski dönemlerdeki o samimi, sevginin gerçek olduğu, gerçek aşkların yaşandığı zamanları kâğıda dökmek bir nebzede olsa beni o dönemlere götürüyor. Ben şuna inanıyorum bizim dönemdeki insanların çoğunun eski zamanlara dönmek için birçok gerekçesi vardır, bunun nedeni eskiden tadı damağımızda kalan anları günümüzde yaşayamadığımızdandır. Eskilerin üstüne yenileri koyamadığımızdandır.
5-) Şu an çıkarmayı planladığınız başka bir kitap projeniz var mı, sizi okuyanlara spoiler vermek ister misiniz?
Yakın zamanda içerik olarak yine bir şiir kitabı çıkarmayı düşünüyorum.
6-) Son olarak Türk gençlerine ve kitap tutkunu okurlara söylemek istediğiniz bir şey var mı?
Sevginin azaldığı, aşkın dillerde düşmediği bu dönemde Türk gençlerine söylemek istediğim şey bizleri biz yapan değerleri kaybetmek üzereyiz onlara sahip çıkmalarını ve gerçek sevgi ve aşkı yaşamalarını anlamalarını çok isterim. Tüm kitap tutkunu okurlarına da aynı zamanda yazmalarını öneririm.