Yazar Cihat Özkan İle Söyleşiler…

Yazar Cihat Özkan İle Söyleşiler…   1: Cihat Bey öncelikle kendinizden biraz bahseder misiniz? 1994 yılında Trabzon’da dünyaya geldim. Çocukluğumu Trabzon’un Sürmene ilçesinin Koyuncular -eski adıyla Vadon- köyünde (şimdi mahalle oldu) geçirdim. Aşağı Aksu İlkokulu’nu Sürmene’de okuduktan sonra, Of Hacı Mehmet Bahattin Ulusoy Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’de Bilgisayar Bölümü’nde Veri Tabanı alanını bitirdim. 2013…

0 Yorum Yapıldı
Bağlantı kopyalandı!
Yazar Cihat Özkan İle Söyleşiler…

Yazar Cihat Özkan İle Söyleşiler…

 

1: Cihat Bey öncelikle kendinizden biraz bahseder misiniz?

1994 yılında Trabzon’da dünyaya geldim. Çocukluğumu Trabzon’un Sürmene ilçesinin Koyuncular -eski adıyla Vadon- köyünde (şimdi mahalle oldu) geçirdim. Aşağı Aksu İlkokulu’nu Sürmene’de okuduktan sonra, Of Hacı Mehmet Bahattin Ulusoy Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’de Bilgisayar Bölümü’nde Veri Tabanı alanını bitirdim. 2013 yılında Kocaeli Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi’nde 4 yıllık lisans eğitimime başladım ve Friedrich Wilhelm Nietzsche’nin etik görüşü üzerine yaptığım ve “Nietzsche’de Yaşam Felsefesi” adını verdiğim tezimle bu süreci tamamladım. Üniversite döneminde Platon, Aristoteles, René Descartes, Immanuel Kant, George Wilhelm Friedrich Hegel ve Friedrich Wilhelm Nietzsche gibi filozofların etkisinde kalarak kendime yeni bir yön çizdim. Lisans eğitimimin ardından iki yıllık aradan sonra Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Felsefe Bölümü’nde yüksek lisans eğitimime başladım. “Kant Felsefesinde ‘Ben’ Bağlamında Özne Tartışmaları” adlı tezimle yüksek lisans derecesine hak kazandım. Diğer taraftan kendi şiir dünyamın hissel keşif ve yaratılarını satırlara aktarmak istedim. 2024 yılında ilk kitabım olan “Şahane Bir Şey Yaşamak” adlı şiir kitabımı yayımladım.

 

2: Peki teşekkür ediyorum, yazmış olduğunuz  kitaplarınızın içeriğinden bahsedebilir misiniz?

İlk kitabım olan ‘Şahane Bir Şey Yaşamak’ yedi bölümden oluşuyor. Bu bölümlerden altısı şiirlerden bir bölüm ise düz yazıdan oluşuyor. Hem şiirlerimin hem de düz yazımın yaşamdan ve felsefeden kopuk olarak ele alınması imkânsız bir durumdur. Yaşamın içerisinde beni etkileyen ne varsa -özellikle sorun olarak gördüğüm- benim yazılarımı etkilemiştir. Bu yüzden şiir kitabımı öncelikle çocuklara ve hayvanlar olmak üzere, ataerkil sistemin içerisinde sürekli ikinci planda tutulmak istenen kadınlara, insana ve insanca her şeye adadım.

 

3: Peki teşekkürler. Kitabınızla ilgili olumlu dönüşler var, Bu başarınızın sırrı nedir, yaşadığınız bu duyguyu tarif eder misiniz?

Kitabım ile ilgili gerçekten çok güzel bir geri dönüş aldım. Sanırsam buradaki sırrı vermek imkânsız bir şey. Ama şunu söyleyebilirim: Eğer yazdığınız şeyler birilerine ulaşmıyor ya da dokunmuyorsa -dokunmak zorunda değil- çok bir şey ifade etmiyor demektir. Burada bir kitabın reklamını ve tanıtımını yapmaktan bahsetmiyorum. Eğer bir şeyler yazdıysanız ve yazdıklarınız bir insan okuduğunda onda olumlu ya da olumsuz bir etkileşim yaratmıyorsa aslında yazmamışsınız demektir. Sanırsam benim yazdıklarımda bazı insanları hoşnut ederken bazılarını rahatsız edebiliyor. Aslında düşünülenin aksine toplumu ve kültürü geliştirecek olan ikincisi, yani dönüşümü bizi rahatsız eden şeyleri dile getirme cesaretini göstererek gerçekleştirebiliriz. Diğer taraftan olumlu dönüşler yani beğeniler çok fazla geliyor ve bu durumda beni mutlu ediyor. Örneğin ‘Yaramaz Çocuk’, ‘Nuh’un Gemisi’, ‘Güç Yüzüklerine Dair’, ‘Tetralemma’ ve ‘Aşkın Asrı Saadeti’ şiirlerim arasındaki beğenilme yarışı beni aşırı derece motive etti. Diğer şiirlerimde çok beğeniliyor fakat bu beşi daha fazla bir etkiye sahip sanırsam. Bu mutluluk verici ve motive edici bir durum. Tabi benim için eserlerimin her birisi göz bebeklerim.

 

 

4: Peki yazma sürecinden biraz bahseder misiniz, yazarken neler hissediyorsunuz, size ilham veren şeyler nelerdir?

Öncelikle yazarken hissetmek ve ilham almak gibi kavramların tartışmaya açık olduğunu düşünüyorum. Çünkü şiir yazarken hissedersiniz, roman yazarken hem hislerinizi hem zekanızı hem de hayal gücünüzü kullanırsınız, felsefe ya da bilimsel bir metin yazarken daha çok akıl devreye girer ve diyalektik bir tür zihinsel faaliyet içerisinde bulunursunuz. Eğer felsefi bir metin yazıyorsanız her ne kadar duygular kendisini dayatsa ya da duygular üzerine bir metin yazsanız da yazınızı inşa ederken akıl yürütme yetinizi kullanmak zorundasınızdır. Dolayısıyla ne yazdığıma ya da ne tür bir yazı yazdığıma göre beni etkileyen şeyler ve süreç değişiyor. Diğer bir perspektiften, etkilendiğim şeylerin tarzı yazım tarzımı ve hangi yetimi kullanacağımı belirliyor. Gece uykunuzda bir şiir görmek ya da yemeğinizi yarıda bırakıp mısraları bir kâğıda dökmek hislerin aşırı derecede yoğun olduğu bir duygu patlaması gibi görülebilir. Diğer taraftan felsefi bir metin yazıyorsam yazdığım şeye dair bir sorun vardır ya da bir sorun veya benim sorun olarak gördüğüm bir şey beni yazmaya götürmüş demektir. Eğer roman yazıyorsam -ki şu anda roman yazıyorum- hayal gücüm akıl ve duygu çatışması üzerinden yeni bir dünya kuruyor demektir.

 

5: Anlıyorum. Peki aileniz ve yakın çevrenizden aldığınız dönüşleri paylaşmak ister misiniz?

Sanırsam buna bazı kişilere teşekkür ederek cevap vermek yerinde olur. Tabi burada bana destek olan herkesin adını vermemin imkânı yok. Ama belli başlı kişilerin adını da vermek istiyorum. İlk kitabımı yayımlama sürecimde sürekli beni motive eden ve bana destek olan Erhan Çalhan, Gülperi Akdemir, Rasim Eker, Reyhan Çeper, Haluk Gizlenci, 2013’ten bu yana hayatımda olan ve beni her daim destekleyen Nurbanu Aytürk, Ayşe Yalman, Orkuncan Okumuş, Şinasi Büksel, Saruhan Özkan ve Yeliz Yılmaz’a, 2013’ten bu güne dek her daim kendilerinden bir şeyler öğrendiğim ve her zaman destekçim olan başta Yavuz Adugit olmak üzere tüm Kocaeli Üniversitesi Felsefe Bölümü hocalarına -hocalarıma-, canım yeğenlerime, son dört yıldır hiç ama hiç yanımdan ayrılmayan ve bana dünyanın en güzel dostluğunu sunan köpeğim Ares’e, ablam Şenay Özkan, yengem Ayşegül Özkan, abilerim Mehmet Şükrü Özkan ve Murat Özkan’a, her daim yanımda olan bir tanecik anne ve babama -Birnaz Özkan ve Dursun Kanca Özkan- çok ama çok teşekkür ederim.

 

6: Anlıyorum, peki yeni bir kitap projeniz var mı?

Çok fazla spoiler vermek istemiyorum ama şu kadarını söyleyebilirim: Şu anda parana yayınlarında bir kitabım yayımlanmak üzere basım sürecinde. Mustafa Kemal ATATÜRK’e teşekkür ile başlayacak olan bu kitap felsefi denemelerden ve felsefi şiirlerden oluşan karma yapıya sahip bir kitaptır. Özellikle biçimsel farklılığı açısından eleştiri beklemiyor değilim. Zira olabildiğince sınırları zorlayan bir kitap olacağından olumlu ve olumsuz olmak üzere geniş kapsamlı eleştiriler alacağımdan eminim. Bu çok güzel bir şey. Ayrıca bu kitaptan sonrası için bir roman hazırlığım var. Daha doğrusu yine kendi tarzımı konuşturduğum bir tür roman gelecek. Şunu rahatlıkla iddia edebilirim ki her ikisi de kendilerine münhasır birer eser olacak.

 

 

7: Açıklamalarınız için teşekkür ederim. Son olarak sizi okuyan, takip eden okurlarımıza söylemek istediğiniz birşey varmı?

Öncelikle kitabımı alan ya da herhangi bir şekilde eline geçen ve okuyan herkese çok teşekkür ederim. Okurlarımdan ilk ricam benim kitabım başta olmak üzere tüm kitapların eleştiriye açık olduğunu bilerek okumalarıdır. Olumsuz ya da olumlu eleştiriler yapmaktan asla çekinmemelerini temenni ediyorum. Zira eğer yaşantımız daha kaliteli hale gelecek ve daha iyi bir yaşam için mücadele edeceksek ilk olarak eleştiriyi kültürel bir norm haline getirmemiz gerektiğini düşünüyorum. İkinci olarak tür içinde egoizme ve tür dışında türcülük hastalığına kapılmamalarını diliyorum. Çünkü Kopernik ile beraber biliyoruz ki artık insan öyle sanıldığı ve tapınıldığı gibi eşrefi mahlukat bir varlık değildir. Tabii unutmamak gerekir ki Ksenophanes ile insanın düşüncelerine dokunan her şey insanın düşündüğü ya da kendi türsel yetisine uyacak şekilde onunla ilişki kurduğu kadarıyla onun için şeydir. Kant’ın gösterdiği gibi insanın görülerine ve düşüncelerine uğramayan hiçbir şeyin bilgisine sahip olamayız. O halde Wittgenstein’ın söylediği gibi konuşulmayan hakkında susmalı! Tam da bu nedenle tüm okurlarımdan ricam başta kendileri olmak üzere diğer insanları olabildiğince anlamaya çalışmaları, başkaları ve kendileri hakkında çok hızlı yargılamalarda bulunmamaları, insanların sebep olduğu kötülüklere tür içi ya da tür dışı olsun kayıtsız kalmamalarıdır.  Tekrardan herkese teşekkür ediyor ve selamlıyorum.

Benzer Haberler
Talatpaşa Laboratuvarlar Grubu Biyokimya Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Var
Talatpaşa Laboratuvarlar Grubu Biyokimya Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Var
Batuhan Mustafa Sadak: Türk Taekwondosunun Altın Yumruğu
Batuhan Mustafa Sadak: Türk Taekwondosunun Altın Yumruğu
Zenne Emre Aşık: Sahne Sanatlarında Yeni Bir Yıldız
Zenne Emre Aşık: Sahne Sanatlarında Yeni Bir Yıldız
Sterk Berzah Kimdir?
Sterk Berzah Kimdir?
Ankara Psikolog terapi hizmeti alırken dikkat edilecek hususlar
Ankara Psikolog terapi hizmeti alırken dikkat edilecek hususlar
Selin Ankay Kılınç: Anamur Mimarlık’ın Geleceğini Şekillendiren Yöneticisi
Selin Ankay Kılınç: Anamur Mimarlık’ın Geleceğini Şekillendiren Yöneticisi
Doğru, Dürüst, Objektif Halk Adına Halk Habercilik
Copyright © 2025 Tüm hakları HALK HABER 'de saklıdır.