Kuzey Kore, uluslararası yaptırımlara rağmen bilişimcilerini sahte kimliklerle yurt dışına göndererek nükleer programına milyonlarca dolar finansman sağlıyor.
Uluslararası yaptırımlar altındaki Kuzey Kore, bilişimcilerini sahte kimliklerle yaklaşık 40 farklı ülkede uzaktan çalıştırarak nükleer silah ve balistik füze programlarına yılda 250 ila 600 milyon dolar finansman sağlıyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) Mart 2024 tarihli raporu, bu küresel ağın büyüklüğünü ve faaliyetlerini ortaya koydu.
Bilişimciler, iş bulma süreçlerinde sahte kimlikler kullanıyor, internet üzerindeki profillerinde ve mülakatlarda yapay zekadan faydalanıyor. Ayrıca, çalıştıkları ülkelerdeki yerel “aracılar”ın adreslerini ve banka hesaplarını kullanarak izlerini gizliyorlar. CNN televizyonunun araştırmasına göre, bazı aracılar çok sayıda Kuzey Koreliye destek vererek “laptop çiftlikleri” kuruyor.
ABD, Japonya, Güney Kore, Avustralya, Kanada, Fransa, Almanya, İtalya, Hollanda, Yeni Zelanda ve İngiltere, 31 Temmuz tarihinde Kuzey Kore’nin bilişimci faaliyetlerine ilişkin ortak bir açıklama yayımladı. Bu açıklamada, Pyongyang yönetiminin bu ağı nükleer silah ve balistik füze programlarını finanse etmek amacıyla kullandığı vurgulandı.
Bilişimciler, kimliklerini gizlemek ve operasyonları genişletmek için diğer ülke vatandaşlarını taklit etmek gibi sofistike yöntemler kullanıyor. Ayrıca veri sızdırma, kripto para hırsızlığı ve hassas bilgi çalma gibi siber suçlara karışarak şirketler için ciddi bir tehdit oluşturuyorlar. Çoğunlukla Kuzey Kore, Çin, Rusya, Güneydoğu Asya ve Afrika ülkelerinde ikamet eden bu kişiler, VPN ve uzaktan masaüstü yazılımları gibi araçlarla yurt dışından çalıştıklarını gizliyor.
Hükümetler yasal tedbirler ve ek yaptırımlarla Kuzey Korelilerin bu kazançlarını engellemeye çalışırken, şirketler de güvenlik önlemlerini artırıyor. ABD merkezli teknoloji devi Amazon’un Baş Güvenlik Sorumlusu Stephen Schmidt, Aralık 2025 tarihli sosyal medya paylaşımında, Nisan 2024’ten itibaren Kuzey Koreli olduğundan şüphelenilen 1800 iş başvurusunu reddettiklerini açıkladı.
ABD merkezli siber güvenlik şirketi DTEX Systems’tan Michael Barnhart, bu bilişimcilerin faaliyetlerini değerlendirdi. Barnhart, Kuzey Kore rejiminden gelen bir çalışanın, yaptırımları aşarak ülkenin silah üretim programlarını finanse ettiğini belirtti.
Barnhart, bu kişilerin amacının sadece para kazanmak olmadığını vurguladı. Kuzey Koreli bilişimcilerin şirket içi fikri mülkiyeti çaldığını, şantaj yaptığını, fidye yazılımı yerleştirdiğini ve ayrıldıkları işlere fidye yazılımı gönderdiğini ifade etti. Ayrıca, sağlık sektöründeki şirketlerin, büyük iş gücü ve hassas bilgi erişimi nedeniyle sıklıkla hedef alındığını ekledi.
Barnhart, operasyonların başlangıcında tehdidin uzun süre algılanamadığına dikkat çekti. Kuzey Koreli bilişimcilerin, konunun daha çok gündeme gelmesiyle birlikte yeni taktiklere başvurduklarını, iş görüşmeleri için başka ülkelerden insanlara para ödediklerini aktardı. Barnhart, Kuzey Kore’nin dış dünyadan bihaber olduğu algısının aksine, toplumu ve düzenin işleyişini iyi anladığını belirtti.
Güney Kore merkezli PSCORE adlı sivil toplum örgütünün Mart 2025 tarihli raporuna göre, Kuzey Koreli bilişim çalışanları zorlu koşullar altında görev yapıyor. Bu kişiler sıkı gözetim altında tutuluyor ve ağır aylık kazanç hedeflerini karşılamak zorunda kalıyorlar. Rapor, bilişimcilerin genç yaşlardan itibaren Pyongyang yönetiminin siber stratejileri doğrultusunda yetiştirildiğini ve çoğu zaman gece boyunca günde 10 saatten fazla çalıştığını ortaya koydu.
PSCORE raporu, bu işçilerin sıkışık konaklama alanlarında dört ila beş kişilik ekipler halinde yaşadığını belirtiyor. Hareketleri sürekli denetlenen bilişimcilere günde bir kez yürüyüş ve haftada bir kez dışarı çıkma izni veriliyor. Ordu ve hükümet tarafından yönetilen bu kişiler, kurallara uymadıklarında psikolojik ve fiziksel baskıya maruz kalıyor.
Ağustos 2025’te BBC’de röportaj veren ve adı “Jin-su” olarak sansürlenen bir itirafçı, çeşitli firmalarda işe başvurmak için kimliğini gizlediğini açıkladı. Jin-su, Batılı şirketlerde yıllarca çalıştığını ve ayda en az 5 bin dolar kazandığını ifade etti. Kazancının yüzde 85’ini Pyongyang hükümetine gönderdiğini belirten Jin-su, “Bunun soygun gibi bir şey olduğunun farkındayız ama kaderimize razı olduk. Her şekilde Kuzey Kore’de olduğumuzdan daha iyi durumdayız.” sözlerini kullandı.